Psikoloji Postası



Sorularınız için PsikolojiMerkezi@gmail.com adresine Mail Atabilirsiniz!!!


3/12/2006

Panik Atakla Başa Çıkma

 

 

Bir önceki yazıda panik ataktan bahsetmiştik; orada da yazdığımız gibi panik atak tehlikeli değildir. Kişi başına birşey geleceği korkusundan dolayı aslında ataklardan normalinde olacağından daha fazla etkilenir..  Peki sizce panik atağı önlemek için ne yapmalıdır? İşte birkaç öneri:

 

- Panik atak geçiren kişi, paniğe neden olan olaylarla yüzleşmeli ve ortaya çıkardığı duygularla başa çıkmayı öğrenmelidir. Yani atağın üzerine gitmeli, atak geçrimekten korkmamalıdır. Tabii panik atağa neden olan şeyleri bulmak her zaman o kadar da kolay olmayabilir. Bu nedenle bu noktada profesyonel destek alınmasını da öneriyorum .

 

- Atak esnasında dikkati dağıtacak, rahatlatacak birşeyler bulunmalıdır. Mesela atak toplantıda gelirse önündeki broşürü, raporu incelemeye başlamak gibi...

 

- Spor, fazla adrenalini akar ve sakinlik sağlar. Bu yüzden panik atak yaşayan kişiler bol bol yürümeli, asansör yerine sürekli olarak merdiven kullanmalı, egzersiz yapmalıdır.

 

- Kafeini, alkölü, nikotini ve çikolatayı bırakmalıdır. Bütün bu yiyecekler panik atağı arttırıcı etki yaparlar.

 

- Kişi, kendine karşı olumlu yaklaşmalı, kendini sakinleştirmelidir. Kendi kendine "sakinim ve düşüncelerimi kontrol edebiliyorum" veya "kendimi güçlü ve morali yüksek hissediyorum" gibi sözlerle desteklemelidir. Bazen güzel şeyleri akla getirmek de faydalı olabilir.

 

Sonuç olarak, panik atak, bir psikolog yardımıyla ya da kişinin kendini dinleyip tanımasıyla basitçe çözülebilecek bir sorun olarak karşımız çıkmaktadır...

 

Detaylı bilgi istediğiniz konuları "yorum yaz" butonunu kullanarak iletebilirsiniz...

 

Paniksiz, huzurlu ve sakin bir yaşam dileklerimle...

Psikolog Aslı KAYABAŞ

 

30/11/2006

Panik Atak

 

Bu hafta birlikte "Panik Atak" konusunu biraz derinlemesine inceleyelim diye düşündüm. Sizlerden de bu doğrultuda yorumlar gelince yazıyı fazla bekletmeden eklemeye karar verdim...

 

Panik atak, aslında tüm psikolojik terimler arasında günlük hayatta belki de en sık kullanılan ve bir o kadar da yanlış kullanılanlardan biri. Neredeyse her türlü iç sıkıntısına, en ufak bir daralma, bunalmaya bile "Panik atak" der olduk...

 

Oysa ki "panik bozukluk" diye adlandırılan rahatsızlık toplumda sık karşılaşılmakla birlikte, düşünülenden biraz daha karmaşık bir yapıdadır...

 

Panik atak, nöbet şeklinde aniden ortaya çıkan yoğun bir korku hissidir. Kişi, endişe ve dehşet içinde olup, başına kötü bir şey geleceğinden, öleceğinden, ya da en azından çıldıracağından korkar. Toplumda her 75 kişiden birinde panik bozukluk olduğu düşünülmektedir.

 

Genelde panik durumlarında ani olarak ortaya çıkan fizyolojik belirtilerle birlikte delireceği, kontrolünü kaybedip ters şeyler yapacağı korkusu yaşanır. Ataklar 5-10 dakika içinde ani olarak başlar, genellikle 30 dakikayı aşmaz. Nadiren 1 saati geçtiği de görülebilir. Genelde kendiliğinden sonlanır ve tekrarlayabilir. Ataklar genellikle halka açık yerlerde, bazen evde, bazen de uykudan uyanırken belirir.

 

Panik bozukluğu olanlar, ataklar arasında geçen zamanda gayet normaldir. Ancak şu 2 endişe, bu normal zamanı da huzursuzlaştırır:

- Panik atak yaşayabilecekleri tüm olayları safdışı bırakmak ve kendilerini güvende hissetmedikleri, yardım görmeyecekleri her yerden kaçmak istemeleri

- Yeniden yaşayabilecekleri panik atağa odaklanarak, sinyaller beklemeye çalışmaları

 

Ancak, bu korkular daha büyük korkulara ve daha çok kaçınmaya yol açar; durum gittikçe kötüleşir.

 

Tabii burada; önemle anlaşılması gereken nokta şudur: Panik atak tehlikeli değildir. Kişi korktuğu gibi ne çıldırır ne de hayati tehilikeye girer. Hiçbir zararlı etkisi kalmadan geçer.. Kontrolünü kaybetmez.

 

Panik bozukluğu detaylı tartışmaya başlamadan önce dilerseniz sizden panik atakla ilgili soru-yorum ve düşüncelerinizi alalım. Böylece sizlerin ihtiyacına daha uygun yazılarla daha faydalı olabiliriz???

 

Sıradaki Yazı: Panik Bozukluğunu yenmek için yapılması gerekenler

12/11/2006

Mevsimsel Depresyon

 

 

Son günlerde sizler de biraz durgun musunuz? Sanki hiçbir şeyden zevk almıyor, hiçbir şey yapmak istemiyor gibi misiniz? Birisi dokunsa ağlayacak gibi göz pınarlarınız her an dolu, içinizde hep bir sıkıntı, üzerinizde bir bezginlik hali mi var??? Kendinizi her zamankinden daha yalnız hissetmeniz, daha alıngan olmanız, hayata biraz daha olumsuz bakmanız çok da şaşırtıcı değil aslında...

 

Özellikle mevsim dönümlerinde hepimiz günlük hayatın zorluklarına karşı biraz daha güçsüz hissedebiliriz kendimizi. Hele hele hayatımızda bir de zorluklar biraz üstüste gelmişse, her şeyin kötüye gittiğini bile düşünmeye başlayabiliriz.

 

Bu aslında biraz da günışığının değişimiyle ilgilidir. İçinde bulunduğumuz şu dönemde günışığından eskisine göre daha az bir oranda yararlanıyor olmak bile mevsimsel depresyon için yeterli bir neden olabilir. Yazın bol güneşli günlerinden çıkıp, karanlık günlerin gelişiyle  içimizi de bir karanlık kaplayıverir...

 

Peki ne yapmalı? Bu mevsimsel çöküşü kabul edip olumsuz duygulara yenik mi düşeceğiz? Öncelikle her kişinin olaylara vereceği tepkinin farklı olacağı gibi mevsimler değişikliklerden etkilenme oranının da farklı olduğunu burada vurgulamak gerekir. Kimilerimiz bu gibi değişimleden daha az etkilenirken, kimilerimizde derin yaralar da bırakabilir. Biz burada daha genel önerilerden bahsediyor olacağız..

 

Bu ufak önerilerle sonbaharı sağlıkla geçirmeniz dileklerimle....

 

 

 

- Güneş ışığının insan psikolojisi üzerindeki etkileri sayısızdır. Bu nedenle sonbaharda azalan günışığının olumsuz etkilerini en aza indirmek için gündüz saatlerinde mümkün olduğu kadar açık alanlarda, aydınlık yerlerde geçirmeye çalışın, evdeyseniz perdeler mutlaka açık olsun. (Bu dönemlerde genelde perdeleri, camları sıkı sıkıya kapatıp loş ışıkta oturmak isteriz. Ama bu, ruh halimizi daha da olumsuzlaştıracağından bu dönemde tam aksine mümkün olduğunca günışığından yararlanmak gerekir.)

 

- Bol bol su ve sulu gıdalar tüketin. Su vücudumuzdaki toksinlerin çabuk atılmasına yardımcı olur. Vücudumuzu rahatlatır ve sinir sistemimizin çalışmasını düzenler

 

- Düzenli nefes almanın hayatımızın her döneminde sinir sistemimizin çalışması üzerinde olumlu etkisi vardır. Bu dönemlerde de özellikle olumsuz düşüncelerle baş etmek için burnumuzdan düzenli nefes almak işe yarayacaktır.

 

- Çevrenizdeki yakın ilişkide bulunduğunuz kişilere mutlaka dönemsel bir sıkıntı yaşadığınızı, mevsimle ilgili olabileceğini ama zor dönemler geçirdiğinizi aktarın. Bu, aranızda bir paylaşım ortamı yaratacaktır ve en azından çevrenizde sizi anlayan birileri olduğunu bilmek sizi rahatlatacaktır. Ama tabii bunu isteklerimizi elde etmek için bir kazanç kapısına da dönüştürmemek lazım :)

 

- Bu dönemlerde evde oturmak, dinlenmek, boş oturmak yerine biraz daha bedensel aktivite içeren ve daha sosyal aktiviteler içinde bulunmak sizi rahatlatacaktır

 

- Zor kararlar vermek zorunda kalırsanız mutlaka içinde bulunduğunuz dönemin etkisini de gözönünde bulundurun

 

- Olayların kontrolden çıkmışcasına kötüye gittiğini hissettiğiniz anda bir adım geriye çekilerek kendinize şunu sorun "acaba bu düşüncemde şu an içinde bulunduğum durumun da etkisi var mı"

 

- Bu dönemde daha çok hediye verin, kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacaktır

 

- Sosyal yardımlar ya da gönüllü işlerde çalışıyorsanız bu dönemlerde hızlandırın

 

- Ve işte en önemlisi, bu dönemde sevdiklerinize bol bol sevdiğinizi söyleyin, çevrenizdekileri gerçekçi bir şekilde övün.. unutmayın her samimi iltifat, size mutluluk olarak dönecektir.